
Takip ettiğim birkaç yabancı blog var. Bakıyorum da birinin iki yaş arayla iki çocuğu var, ötekinin dört mü, beş mi sayamadım, bir başkasının hepsi birbirinin kulağında dört tane var ve öyle olumlu yazılar yazıyorlar ki dokunuyo valla. Bunlar bizi kekliyo diyorum. Kesin bu neşeli yazıları yazıp sonra da gidip iki saat ağlıyorlardır. Her postun sonunda, tabii biz de zorlanıyoruz, her şeyin yolunda gitmediği günler de var ama.. gibi cümlelerle de insanı uyuz etmeyi ihmal etmiyorlar.
Kendime bakıp düşünüyorum bazen acaba bu coğrafyada arabeskten başka bir ruh hali olabilir mi? Şu dokuz günde canım çıktı resmen. Çok mu iş yaptım? HAYIR, tabii ki ama çocuklar, ev, yemek (ne çok yemek yiyormuşuz btw), işleri yapamadım ama yıkılmadım ayaktayım, quality time oldu tesellileri ve vicdan azabı arasında bittim valla. Şimdi new year değil bayram geçti zaten ama benim acilen bir resolutiona ihtiyacım var. Yahu kardeşim, dokuz gün tatil yapmışsın, gezmişsin iyi kötü, bebelerle vakit geçirmişsin, büyük kızınla saç modelleri bile yapmışsın, bizu ve shnooks oynamışsın, ufaklıkla sabahın köründe küplerden kuleler yapıp onları yıkarken kahkaha atmışsın, ahbaplarla dolaşmışsın, kitaplı kahve gibi bir yerin de olabileceğini görmüşsün, kocan, git fotoğraf kursuna yazıl, haftada bir rahatla, demiş ve bütün bunlar dokuz güne sığmışsa daha ne olsun? İyi tarafı bu kadar çokken ben nasıl oluyor da hep o vicdan tarafına takılıp kalıyorum cidden anlamıyorum. Gençkene, (sene 1945 harp yeni bitmiş
) annem ev işi yaparken hep çile anne modunda olurdu, hep ben bütün işleri yapıyorum, bu evin hizmetçisi benim zaten, kimse yardım etmez, ben ölecem elimde süpürgeyle, falan diye sayardı. Hem işini zehir eder hem de bize hayatımızı tabii. Ara ara (bunu deme küstahlığını gösterdiğime bakmayın- gayet sıklıkla) aynı modda oluyorum. Yeni sloganım: anneme dönüşmemem lazım. Hoş, her genç kızın hayalidir ama ömür boyu pek kavuşulabilinecek bir huzur değil sanki. Rezoluşın diyorduk di mi: pozitif olceksin kardeşim, o kadar
))
Anlamsız ve kopuk gelebilir, olabilir.. ne de olsa saat 01:09 ve uzun bir gündü. Tabii ben de zorlanıyorum arada ama bir gülümseme, küçük bir başarı yorgunluklarımı atmama yetiyor. (iç ses: yeme beni
)))
Bajrambaraćula- aslında Bajram Mubarek Ola’nın konuşma dilinde hızlı söylenirken bozulmuş ve halk arasında bayramı kutlama ifadesi olarak kalmış.. (bayrambaraçula diye okunduğu az buçuk anlaşılıyordur zaten )
Laku noć